Sosyal Medyada da yanınızda...

 
Bizi takip edin, yeniliklerden haberiniz olsun.  
 
 

Bizi İzleyin

ÜROLOJİ

PENDİK BÖLGE HASTANESİ
Üroloji ve Androloji Merkezi

Hastanemizde pediyatrik ve erişkin üroloji ve infertilite pratiğinde çok sayıda girişim ve operasyon yapılmaktadır. Prof.Dr.Ümit Şimşek yönetiminde yapılan bu girişimlerden bazılarına daha detaylı olarak yer verilecektir.


PEDİATRİK ÜROLOJİ

1.            Üreter ve böbrek taşı ameliyatları ( Endoskopik – açık )

2.            Piyeloplasti (U-P darlık cerrahisi) (açık)

3.            Endopyelotomy (U-P darlık cerrahisi) (endoskopik)

4.            Üreteronesistostomi (açık VUR cerrahisi)

5.            STING ameliyatı (endoskopik VUR cerrahisi)

6.            Mesane augmentasyonu

7.            Mesane boynu rekonstruksiyonu

8.            Posterior üretral valv ablasyonu (endoskopik)

9.            Üretroplasti

10.          Hipospadias- Epispadias

12.          İnmemiş testis (orşiopeksi)

13.          Hernioraphy

14.          Hidrosel

15.          Penis rekonstruksiyonu

16.          Sünnet

BÖBREK HASTALIKLARI

1.            Böbrek taşı ameliyatları (açık)

2.            Retrograd intrarenal cerrahi (fleksible endoskopik taş ameliyatı)

3.            Piyeloplasti (U-P darlık cerrahisi) (açık)

4.            Endopyelotomy (U-P darlık cerrahisi) (endoskopik)

5.            Nefrektomi (açık)

6.            Böbrek kist ameliyatı (açık)

7.            Nefroüreterektomi (açık)

ÜRETER HASTALIKLARI

1.            Üreter taşı ameliyatı (açık- endoskopik)

2.            Üreterorenoskopi + lazer litotripsi

3.            Tanısal üreterorenoskopi

4.            Üreterolizis

5.            Üreteronesistostomi (açık VUR cerrahisi)

6.            Üreter tümör ameliyatı (endokopik ,açık)

7.            Üreterosel (endoskopik)

MESANE

1.            Sistoskopi

2.            Mesane tümörü TUR

3.            Mesane fulgarizasyonu

4.            Mesane augmentasyonu

5.            Divertikülektomi

6.            Sistolitotripsi (Lazer , pnömotik)

7.            SLING ( TVT , TOT)

8.            İnkontinans cerrahisi (endoskopik)

PROSTAT

1.            Lazer prostatektomi (Greenlight)

2.            TUIP

3.            Radikal prostatektomi (açık)

4.            Prostatik stent yerleştirilmesi

 

ÜRETRA

1.            Üretroplasti

2.            Üretra darlığı endoskopik tedavisi

3.            Üretra divertikül ameliyatı

4.            Hipospadias

5.            Epispadias

6.            Meatoplasti

SKROTUM VE TESTİS

1.            Skrotal plasti

2.            Orşiektomi (basit , radikal)

3.            Hidrosel , spermatosel

4.            Testis protezi konulması

5.            Epididimektomi

6.            Webbed skrotum , penis
7.            Penis rekonstruksiyonu

PENİS HASTALIKLARI

1.            Penil kurvatür defekti
2.            Peyroni hastalığı
3.            Penil protez konulması (tek, çift, üç parçalı)
4.            Intersex ameliyatları
5.            Sünnet

İNFERTİLİTE (KISIRLIK)

1.            TUR – ED
2.            Varikosel
3.            Vazektomi
4.            Vazektomi reversal
5.            TESE , TESA

 

Prostat Hastalıkları


Prostat Büyümesi (Benign Prostat Hipertrofisi= BPH)
Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması şeklinde görülür. Bazen idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülebilir. Nadiren işemeyi tamamen engelleyecek kadar şiddetli bir durumla ( akut idrar retansiyonu) karşılaşılabilir.
Tedavi olarak başlangıçta kullanılacak ilaçlar hastanın rahatlamasını sağlayabilir. Bu ilaçlar prostat büyümesini önleyebilir ve hatta küçülebilir. İlaçların etkisiz olduğu durumlarda bazı girişimsel tedaviler gündeme gelebilir. Bunlardan biri radyofrekans enerjisi kullanılmasıdır. Nadir durumlarda prostat büyümesi (BPH) olan hastalara ameliyat yapmak gerekir. Tercih edilen prosedür transüretral rezeksiyondur. Yaklaşık 90 dakika süren bu işlemde dokuyu yakan bir enstrüman kullanılır.


Prostatit

Prostat bezinde enfeksiyon veya tahriş edici faktörlere bağlı olarak gelişen bir hastalık olup sık, zorlu, kanlı idrara çıkma, ağrı ve yanma gibi şikayetlere neden olur.  Türkiye'de ortalama her 10 erkekten 4'ünün prostatit olduğu ve erkeklerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü söylemekte yarar vardır.
Değişik tip prostatitler vardır. Bunları ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

a)      Kronik Non-bakteriyel Prostatit”
 Prostatit hastalığında en sık görülen tip, ”
kronik non-bakteriyel prostatit” olup tanı ve tedavisi en zor olan tiptir. Hastalık tamamen ortadan kalkmasa bile hedef, çok rahatsız eden inatçı şikayetlerden hastayı kurtarmaktır. Hastalığın bu tipinde en önemli belirtiler sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı veya yanma, cinsel bölgede ağrı, azalmış idrar akımı, idrarda kan, ağrılı ejakülasyon, hafif ateş olabilmektedir. Bütün bu belirtilere rağmen idrarda veya prostat bezi sıvısında bakteri tespit edilememektedir. Ancak idrar tahlilinde akyuvarlar görülebilmektedir. Nedeni bilinmediğinden tedavisi de güçtür.  Hastalığı tetiklediği düşünülen faktörlerden bazılarını ise şöyle sıralamak gerekir.


Cinsel ilişki:
Cinsel yolla geçen bel soğukluğu ve klamidya gibi enfeksiyonu olan ve aktif seks yaşamı bulunan genç erkeklerde daha sık gelişir. Bazen cinsel ilişki sıklığının azalması, iyileştirici etki yapabilir.

Anksiyete veya stres: Anksiyete ve stres idrar akımını kontrol eden üriner sfinkter kasların kasılmasına neden olur. Bu kasılmalar, üretradaki idrarın prostata geri dönüp bez dokusunu tahriş etmesine neden olur.

İdrarı bitirme ve yeniden başlama: Bazı erkekler idrar yaparken durup biraz ara verdikten sonra tekrar başlarlar. İdrar akımını bu şekilde durdurmak, idrarın geri kaçışına neden olur ve bu da prostatı tahriş eder.

Ağır Kaldırma: İdrar torbası doluyken ağır kaldırmak, idrarın prostata geri kaçışına neden olur.
Meslek ve aktiviteler: Kamyon şoförlüğü gibi meslekler, bisiklete binme veya jogging gibi aktivitelerin tahrişi artırdığı saptanmıştır.

b) Akut Bakteriyel Prostatit

Hastalığın en az görülen, fakat en ciddi formu ‘akut bakteriyel prostatit’dir. Sıklıkla ani belirtileri olan hastalığın bu tipinde ateş, üşüme, grip benzeri durum, sırtın alt kesimi ve genital bölgede ağrı, idrar yaparken ağrı ve yanma, idrar yapma güçlüğü ve azalmış idrar akımı, idrar torbasını tam boşaltamama hissi, sık ve acil idrar yapma ihtiyacı, kanlı idrar, ağrılı ejakülasyon gibi belirtiler görülüyor. İdrar yolu ve kalın bağırsaklarda sık bulunan bakteriler prostatitin bu tipinden sorumludur. İdrarın tamamen durması ve enfeksiyonun kan dolaşımına yayılması gibi ciddi problemleri içerebileceği için şikayetler geçene kadar birkaç gün hastanede kalmayı dahi gerektirebilir.



c) Kronik Bakteriyel Prostatit

Akut bir infeksiyon olarak başlayıp tam olarak tedavi edilemediğinde hastalık kronikleşecektir.  Kaynağı idrar yollarındaki bakteriler ya da kandan gelen infeksiyonlar olabilir. Bazen de prostat bezinde taşlar oluşarak bakterileri çekebilir. Prostatitin bu tipi genellikle uzun sürelidir, çünkü infeksiyonun temizlenmesi güçtür. Tanı için hastaların özgeçmişi dikkatle sorgulanır. Geçirilen infeksiyonlar, cinsel yaşam bilgilerinin ardından fizik muayene ve parmakla rektal muayene yapılır. Bu sırada prostat bezine sıkı sıkı bastırarak  bir miktar sıvının uretraya akması sağlanabilir. Bu sıvı enfeksiyon veya inflamasyon bulguları açısından mikroskop altında incelenir. Bakteri ve lökosit araştırması için idrar örneği alınır ve böylece hastalığın tipi ortaya çıkar.




Prostat Kanseri

Prostat erkeklerde idrar kesesinden penise giden idrarı taşıyan kanalı(uretra) saran bir dokudur. Temel işlevi semen üretimine yardımcı olmaktır. Prostat kanseri erkeklerde en yaygın görülen kanser türüdür. Yakalanma ihtimali yaşla birlikte artar. Prostat kanserinin diğer kanserlerden farkı çok yavaş ilerlemesidir. Erken tanı konursa, prostat kanseri tedavi edilebilir. 
 
Belirtiler:
Kanserli doku uretraya baskı yapacak kadar büyümeden herhangi bir belirti vermez. Büyüme başladığında; sık idrara çıkma, işeme sırasında ağrı, düzensiz idrar akışı gibi sorunlara neden olabilir. Pek çok erkekte yaşlılıkla birlikte prostat büyümesi meydana geldiğinden, bu belirtilerin kanser olmayanlarda dahi olacağı unutulmamalıdır.  Kanserin daha ciddi bir döneme doğru ilerlediğini gösteren belirtiler arasında iştah kaybı, zayıflama ve kemiklerinizde sürekli ağrı sayılabilir.
Nedenleri : Prostat kanserinin kesin sebebi bilinmemekle birlikte, tespit edilen bazı risk faktörleri vardır. Prostat kanseri olan veya prostat kanseri geçirmiş baba, kardeş veya amca gibi yakın bir erkek akrabanız varsa; sizin de hastalığa yakalanma riskiniz artar. Süt ürünleri ve kırmızı et yönünden zengin bir beslenme de prostat kanserine yakalanma riskini artırır.
Tanı: Prostat kanseri prostat-spesifik antijen (PSA) adı verilen özel maddenin üretimini artırdığı için PSA testi prostat kanserinin erken evrelerinde teşhis edilmesine olanak sağlayabilir. Tanının onaylanmasında bir sonraki adım doktor tarafından elle makattan yapılacak muayenedir. Kanser, prostat bezinin sert ve pütürlü bir hal almasına neden olabilir. Tanıyı netleştirmek için biyopsi yapılabilir.
Tedavi Prostat kanseri tedavileri kapsamında prostat bezinin çıkarılması, hormon tedavisi ve radyoterapi yer alır. Bu tedavilerin hepsinde başta cinsel isteğin kaybedilmesi, ereksiyon olamama ve ereksiyonu sürdürememe ve idrarını tutamama olmak üzere çeşitli yan etki riskleri mevcuttur. Bu riskler nedeniyle, pek çok erkek hastalıklarının izlenmesini ve ancak mecbur kalındığında tedavi uygulanmasını tercih eder. Kemiklere sıçramamış olması şartıyla erken evrelerinde tedavi uygulanması halinde başarı tamdır. Gerekli vakalarda yapılacak kemoterapi ile ömür uzatılabilir.
Korunma: Risk grubundakilerin düzenli olarak PSA düzeylerini takip etmeleri gerekir. Gerçi; Prostat spesifik antijen (PSA) testleri tamamen güvenilir değildir. Kanser olmadığı halde hatalı pozitif sonuç alınabilir. Bu da pek çok erkeğin sebepsiz yere ağrılı biyopsiler yaptırmasına neden olmaktadır. Likopen yönünden zengin besinlerden bolca tüketilmesi prostat kanserini engelleyebilir. Likopen olarak bilinen antioksidan hücrelere gelecek zararı engelleyebilen özel bir moleküldür. Domates ve domates temelli yiyecekler, özellikle ketçap ve domates çorbası gibi konsantre domates içeren gıdalar iyi birer likopen kaynağıdır. Ayrıca makro biyotik gıda rejiminin etkili olduğuna ait yayınlar da bulunmaktadır.  Bu rejimde; günlük gıdanın, %60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %25'i bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, sığır eti. Bu rejim hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.

 

VARİKOSEL

Varikosel, testislere ait toplar damarlarda (venler) varis oluşumudur. Varis oluşumu genellikle sıvı basıncının daha yüksek olduğu bacaklarda ve vücudun alt kısımlarında görülür. Varikosel hastalığı, testis toplardamarları içerisindeki sıvı basıncının artması ile ortaya çıkan değişikliklerdir. Hiçbir yakınması olmayan erkeklerde rutin muayenede yaklaşık %10’unda yakınmaya neden olmayan varikosel tespit edilir.

Normalde testisler vücuttan 2 derece daha soğuk bir ortam olan skrotum (torbaların) içinde muhafaza edilirler. Varikosel durumunda atardamarla gelen 37 derecedeki kan genişlemiş toplardamarlarda birikerek testilerde ısı artışına neden olabilir. Bu da erkeklerin önemli bir kısmında sperm üretimi ve kalitesinde azalmaya veya ağrıya neden olabilir. Çocuk sahibi olup da varikoseli olan çok sayıda kişi olmasına rağmen çocuk sahibi olamayan erkeklerin büyük çoğunluğunda varikosel vardır. Çocuk sahibi olamamanın en sık görülen nedeni olmakla birlikte en etkin tedavi edilebilenidir. İnfertil erkeklerin yüzde 30-40'ında varikosel saptanır.
     Normal testis venlerinde kanın geriye basınç yapmasını engelleyen özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın tek bir yöne -kalbe doğru- hareket etmesini sağlarlar. Kapakçıkların bozulması ya da zayıflaması damar içi basıncın geriye doğru artmasına ve kan göllenmesine yol açar. Belli bir noktadan itibaren damarlar genişler ve varis oluşur. İki testisten gelen damarların farklı anatomik seyirlerine bağlı olarak varikosel sıklıkla sol tarafta olur. Nadiren sağ testiste de görülebilir.

     Varikoselin nasıl ve neden spermlerin bozulmasına yol açtığı henüz tam olarak bilinmese de uzun süre sıcak ortamda kalması önemli bir risk faktörüdür. Varikoselin cerrahi tedavisini takiben sperm üretiminde sıklıkla düzelme olur.

Tanı

Varikosel, üroloji muayenesi sırasında genişlemiş damarların testis etrafında ele gelmesi ile ilk olarak saptanabileceği gibi kimi zaman erkekler yumurta çevresinde şişlik veya ağrı yakınmalarıyla başvurabilir. Bu ağrının nedeni varikoselin testis damarları içinde yarattığı basınçtır. Bu ağrı testiste hafif derecede, sürekli bir sancı veya ağırlık hissi biçiminde tarif edilebilir. Ağrı yatar durumda bir miktar azalır. Ağrı genellikle uzun süre ayakta durulduğunda ve nadiren de sabahları olur. Bazen varikosel çok hafif derecede veya şüpheli olduğunda ultrasonografi yöntemi ile tanı konabilir. Eğer varikosel saptanırsa meni tahlili (spermiogram) ile sperm üretiminde bozulma olup olmadığı araştırılır.

Tedavi

Sperm üretiminde bozulma saptanırsa genellikle ameliyat önermekteyiz. Anestezi altında alt karın düzeyinde yapılan bir kesi ile genişlemiş toplar damarlar bulunarak sperm kanalından ayrılır. Bu genişlemiş damarlar bağlanarak kesilir. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün evine gidebilir ya da bir gece yatabilir. Normal sosyal aktivitelerine bir hafta içerisinde geri dönebilir. Yeni sperm üretiminin meni tahlili sonuçlarına yansıması en az 3 aylık bir zaman gerektirir. Bu nedenle ameliyat sonrası spermiogram kontrolü genellikle altıncı aydan önce yapılmaz. Erkeklerin %80'ininde varikosel ameliyatından sonra sperm kalitesi ve sayısında düzelme meydana gelir, ancak bunların yaklaşık yarısının eşlerinde gebelik oluşur. Varikosel kalıcı hasar oluşturmuşsa ameliyat sonrasında da sperm sayı ve kalitesinde düzelme olmaz. Hangi durumda düzelme olup hangisinde olmayacağını belirleyecek bir test ne yazık ki yoktur. Ameliyat öncesi sperm sayısı nispeten yüksek (10-20 milyon/ml) olan erkeklerin eşlerinde başarılı gebelik oranı daha yüksektir. Yüksek başarı oranı nedeniyle varikosel ameliyatı, erkeklere yönelik infertilite tedavileri arasındaki en etkili yöntemdir.
    

 Eğer varikosele bağlı ağrı yakınmaları fazla değilse çoğunlukla testislerin desteklendiği daha sıkı iç çamaşırlar (slip, suspansuar tip) kullanılması önerilir. Ağrıyı geçirmek üzere basit ağrı kesiciler kullanılabilir. Eğer ağrı kalıcı ve şiddetli ise ameliyat gerekli olabilir. Varikosel ameliyatı sonrasında ağrı yakınmaları çoğunlukla kaybolur veya hafifler, ancak bazen tam olarak geçmeyebilir. Nadiren varikosel ameliyat sonrasında yeniden tekrarlayabilir. Ameliyat sonrasında ağırlık kaldıran ya da kaslarını geliştirmek için zorlu egzersiz yapan kişilerde tekrar etme olasılığı yüksektir.Yılda bir meni tahlili yapılarak kontrole devam edilmesi gerekir. Çünkü varikoselin ne zaman sperm sayısında azalma, hareket ve yapısında bozulmaya neden olacağını bilmiyoruz. Aradan geçen sürede çocuk sahibi olunursa kontrole yine gerek yoktur.

 

BÖBREK TAŞI


Amerika Birleşik Devletleri’nde hastaneye yatan her 1000 hastanın birinde yatış nedeni böbrek taşıdır. Yapılan otopsilerde ise taş vakalarına % 1 sıklıkta rastlanmıştır. Buna göre böbrek taşlarının daha genel bir yaklaşımla idrar yolları taşlarının büyük bir bölümü sessizdir. Yani hastayı rahatsız edici herhangi bir belirti ortaya çıkarmaz. Kimyasal yapılarına göre, birbirinden farklı böbrek taşlarına rastlanabilir.

NEDENLERİ

Böbrek taşlan bazen bir metabolizma bozukluğuna bağlı olarak gelişir, bazen de kalıtsal yolla ortaya çıkar. Taşın oluşma nedeni idrar yoğunluğunun art­ması ya da çözünmüş maddelerin idrar­da aşırı miktarda bulunmasıdır. Taş oluşumuna yol açan nedenler arasında metabolik ya da ka­lıtsal hastalıklar olabilir. Fakat böbrek taşı olgularının yüzde 70-80′de kesin bir neden göste­rilemez.  İdrarda kristalleş­me eğilimi olan maddelerin bulunması; idrar akışının bir engel yüzünden dur­ması; idrarın asitlik (pH) derecesinin değişmesi, idrar yollarının iltihaplanma­sı ve böylece çökelti oluşturacak maddelere uygun fiziksel ve kimyasal ortamın ha­zırlanması; neden olarak sayılabilir .Kendi başına taş oluşumuna neden olan tek hastalık paratiroit bezinin aşın çalış­masıdır. O zaman kanda ve idrarda kalsiyum düze­yinin artması kalsiyum fosfat taşlarının oluşmasına uygun ortam ortaya çıkar. Bunun dışında birçok neden ileri sürülmüşse de tam olarak kanıtlanmamıştır. A vitamini eksikliği, uzun süre yatalak olmak, kronik kemik iltihaplan,  D vitamini fazlalığı böbrek taşlarının oluşumunda rol oynadığı düşünülmektedir. Böbrek taşı idrar akışı ile dışa atılma yoluna girdiğinde, idrar yollarını herhangi bir bölgeyi tıkayabilir. Bunun sonucu olarak da tıkanmanın gerisinde idrar birikebilir. Bu durum da böbrek ve idrar yollarında infeksiyonların oluşmasına yol açabilir. Taş, idrar yolları içinde hareket ederken kanamaya da yol açabilir.
     Taşın oluşum yerine göre değişen hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Taşlar böbrek çanaklarına (kaliks) ya da havu­zuna (pelvis) yerleşebilir. Ayrıca üretra, idrar kesesi ve idrar borularında da (üreter) görülebilirler. Az sayıda ve küçükseler yuvarlak, çok sayıda ve birbirlerine sürtünüyorlarsa köşeli(mesane) olabilirler. Böbrek çanağı ve havuzu gibi boşluklarda oluştuklarında oldukça büyük olurlar.
    Böbrek taşı oluşumuna yol açan maddelerin başlıcaları nitrat, ok­salat ve kalsiyum fosfat gibi bileşikler­dir. Kal­siyum taşlan ise bütün böbrek taşlarının yüzde 50-80′ini oluşturur. En sık görülen böbrek taşlan grimsi kırmızı renkli kalsiyum oksalattan olu­şur. Bunu beyaz renkli kalsiyum fosfat ve sarımsı kahverengi kalsiyum ürat taş­ları izler. Ender görülen ksantin taşlarının rengi ise sarı- kahverengidir.

GÖRÜLME SIKLIĞI
Böbrek taşı erkeklerde kadınlara oranla en az üç kat daha yaygındır. En çok 30-50 yaşlar arasında görülür. Hastalığın coğrafi dağılımı düzen­sizdir. Mısır, Çin, Rusya, Galler, Mada­gaskar, ABD’nin güneydoğu kesimleri ve Türkiye’ de böbrek taşı olgularına ol­dukça sık rastlanırken Hindistan’ın gü­ney, Çin’in kuzey kesimleri, İrlanda ve Güney Amerika’da böbrek taşı olguları hemen hemen hiç görülmez.

BELİRTİLERİ

Böbrek taşlarının büyük bir çoğunluğu hastayı rahatsız etmez. Bazen ağrı ve kan işeme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ağrı, böbrek taşının idrar yolları içinde ilerlemesi sonucunda gelişen spazma bağlıdır.  Bu ağrı küt olabileceği gibi, “kolik” denilen çok şiddetli, batıcı bir ağrı özelliğinde de olabilir.  Kolik ağrıları çok şiddetlidir, hastayı kıvrandırır. Bu sırada hastanın yüzü solar, ter döker. Hatta bütün karına yayılabilir ve bulantı ve kusma ortaya çıkabilir. Taşın idrar yollarını zedelemesi sonucu idrara kan karışır ve buna hematüri denilir.      Bunun nedeni içinde taş bulunan idrar boru­su duvarının spazm biçiminde kasılmalar ya da taşla tıkanmış böbrek havuzu­nun gerilmesi olabilir. Önceleri ara­lıklı gelen, daha sonra süreklilik kaza­nan sancılar genellikle ilk olarak bel bölgesinde duyumsanır. Buradan idrar yollan boyunca yayılan ağrı makat çev­resinde, erkekte erbezleri ve kamış ba­şında, kadınlarda büyük dudaklarda, ayrıca kasık, uyluk içi ve bazen göğüs altı ve kürek kemiklerinde görülür. Bu gibi çok şiddetli ağrı atakları sırasında, hastaya ağrı kesicilerinin ve spazm çözücü ilaçların verilmesi gerekir. Hastanın fazla miktarda su içmesi, idrar akımını artıracağından, taşın düşmesini kolaylaştırabilir. Bol sıvı alınmalı, karbonhidrattan fakir bir diyet tercih edilmeli ve hergün bir saat yürünmelidir. Kendiliğinden düşmeyen ve hasta için tehlikeli olabilecek böbrek taşlarının ise cerrahi yöntemlerle çıkartılması gerekir. Aksi halde böbrekte aşırı genişlemeler (hidronefroz) iltihaplanma (piyelonefrit) gibi riskler ortaya çıkabilir.

TANI

Temel tanı yöntemlerinden biri radyolojik incelemelerdir. Kalsiyum taşları röntgende en kolay görülen taşlardır. Bunun dışındaki taşları röntgenolojik olarak gösterebilmek için damardan kontrast madde verilmesi gerekir. Ultrasonografi çok daha kolay tanı koymaya yarayan bir incelemedir. Hastaya tetkik öncesi bol su içirilir ve ayrıntılı sonuçlar almak kolaylaşır. Bunun dışında idrar tahlili de büyük tanı değeri taşır. 

TEDAVİ

Tedavi 3 aşamada gerçekleşir. Ağrı kesiciler, spazm çözücüler, bol su içilmesi bazen sonuç vermeyecektir. Cerrahi tedavide gelişmeler yüz güldürücüdür.( perkütan litotripsi ). Deride açılan bir delikten taşların alınmasına olanak verir. Küçük taşlar kolayca alınırken daha büyük olanlar ultrasonik daha da iyisi lazer yöntemiyle kırılır. İdrar yollarında veya daha da altta mesane ve sonrasında takılan taşlar ise daha farklı endo-ürolojik aygıtlar kullanılarak kolayca çıkarılabilmektedir. İdrar kanalının başladığı noktadan içeri girilerek bu müdahaleler yapılabilmektedir.

 

 


 
Anne Adı
Baba Adı
Doğum Tarihi :  28.06.2011
Doğum Saati : 13:21:00
Cinsiyet : Erkek
TAKSİT SEÇENEKLERİ
Bonus Card
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı
World Card
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı
Axess
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı
Maximum
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı
Card Finans
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı
Koçbank
Taksit Sayısı (Ay) Vade Farkı % Aylık Taksit Tutarı Toplam Tutar
Bu karta taksit tanımlanmadı

Kayıt bulunamadı

Kayıt bulunamadı

Mesaj Yaz
Adınız Soyadınız : *
Email Adresiniz : *
Mesajınız: *
Güvenlik Kodu : 79556 » *

Kayıt bulunamadı

Müjdele
Adınız Soyadınız : *
Email Adresiniz : *
Alıcı Adı: *
Alıcı Email Adresi : *
Güvenlik Kodu : 37728 » *